
Zlatyu Boyadzhiev (1903-1976), Bulgaristan’ın en önemli ressamlarından… Bugün Plovdiv olarak bilinen Filibe şehri ile ilgili resimleri meşhurdur.
Makaleler ve Araştırma Yazıları
Zlatyu Boyadzhiev (1903-1976), Bulgaristan’ın en önemli ressamlarından… Bugün Plovdiv olarak bilinen Filibe şehri ile ilgili resimleri meşhurdur.
Doğu ve Batı’nın sanatsal anlayışındaki farklılıklardan yararlanmak yerine, bugün Batı sanatının daha üstün olduğu düşüncesinin hakimiyeti söz konusu… Tabi bu duruma, Batı’nın maddi üstünlüğünün, Oryantalist tavırlarının, sömürgeci geçmişinin etkisi büyük… Doğu’nun Batı’ya olan hayranlığı da eklendiğinde, Batı sanatının daha üstün görülmesine ve sanat okullarında ağırlıklı olarak Batı sanatının anlatılmasına şaşmamak gerekir. Oysaki sanatsal anlayışların çeşitliliğine odaklanmak ve her birinden istifade etmenin yollarına aramak gerekir.
1609’da Hollanda, kuzey ve güney olarak ikiye ayrılır. Güney tarafı Katolik ve kuzey tarafı ise Protestan’dır. Güney Hollanda, Katolik olduğu için İtalya’daki gibi dini temaların egemen olduğu Barok tarzı eserlere yönelmiştir.
Modernizmin, sanat öncülüğünde ortaya çıktığı düşünülür. Peki, “Modernizm” denilen kavram nasıl tanımlanabilir ki öncülüğünü sanatın yaptığı çıkarımına ulaşılabilsin?
16. yüzyılda İtalya’da ortaya çıkan sanatsal üslubun adı Barok’tur. Peki, nedir Barok üslubu? Öncelikle, Barok üslubunun Hristiyanlık dini ile yakından ilintili olduğunu belirtelim. Neden? Çünkü o dönemde, Protestanlığın yayılması Katolikliği tehlikeye düşürmüştür. Katolik ruhun tekrar canlandırılması için Kilise, Karşı-Reform hareketi başlatır. Bu reform hareketi ise sanatı bir propaganda aracı olarak kullanır. Roma Kilisesi, Karşı-Reform hareketiyle sanatı ve sanatçıyı koruyan bir tavır takınır.
İşte bu yüzden, Barok üslubunun gelişimini anlayabilmek için, Protestanlık ve Katoliklik arasındaki bazı farkları bilmek gerekir.
Müzikle tedavinin Orta Asya’nın Şaman geleneklerine kadar uzandığını söyleyerek söze başlayalım. Şamanlar, hastalıkların insan bedenine giren kötü ruhlardan kaynaklandığına inanırlarmış ve onları kovmak için müzikli törenler düzenlerlermiş. Bu noktada; Antik Yunan’da, Roma’da, Eski Çin ve Mısır’da da müzikle tedavinin denendiğini söylemek gerekir.
Gabriel von Max (1840-1915), antropolojiye ilgi duyan bir sanatçıdır. Yaşadığı dönemde Charles Darwin’in (1809-1882) Türlerin Kökeni (1859) adlı kitabı üzerinde tartışmalar vardır. Bu tablo da Alman bilim camiasında devam eden bu tartışmaların bir göstergesi niteliğindedir.